Cuma, Haziran 22, 2007

mlle

zaman gibisiniz biraz bir akrep dolanıyor içinizde
seyahat gibisiniz biraz bir yelkovan dolanıyor içinize
insan gibisiniz biraz anlıyorsunuz cümle mahlukatın dilinden de
elleriniz dolanıyor yine de sessizlik içinize çöktüğünde
zülfikar gibisiniz biraz bir yezid çatallanıyor sesinizde
tüm keskinliğiniz yine de muktedir ancak kendi alinize

Çarşamba, Haziran 20, 2007

dem

Şeker küçük girdaplarla karışır yaprağın suyuna,

burukluk defter aralarında biriktirilen yapraklardan cay yapraklarına taşınır kızların elleriyle, küçük girdaplar durulur avuç içinin sıcaklığıyla eşitlenince incebelli, kırk yıl değildir bu yüzden hatrı, siz kavradıkça gövdesini, anlatacaktır dilinize, yapraklar arasında dönen hayatını.

küçük girdaplarla kavrarlar bedenlerini, altlarından kıvrılıp akar yeryüzü, yandıkça güneşe yaklaşacağını düşünen sularla dem alır toprakları, pancar kızıllığında gizler şekerini ve kamışlarla sunar bu demli sularına toprak, hatır değil dem alır bu yüzden, yüzleri yüzlere devirir küçük girdaplarıyla, yüzleri yüzlerde demlemek için kızlar, küçük oyunlar oynarlar,

küçük oyunlarıyla döner yeryüzü, kıvrılarak akar bardaklara.

hatırı yoktur bu yüzden, avuç içinize ne sığarsa, işte o kadarcıktır tüm yemini...

Pazar, Haziran 17, 2007

eve

sersemliği alıp, uzaklara götürmek isteyen bir rüzgar çıktı akşam. Düşünecek başka bir şey yokmuş gibi, şimdi bütün kefalleri aptal etmiştir bu diye geçirdim içimden; gerçekten aptallar da bu suy yüzüne mi çıkıyor ilk rüzgarla, yoksa ölümcül oyunları mı seviyorlar balıkçılarla, rüzgarı milad belleyip?

Bir kıçı kırık rüzgar bile değiştirebiliyor tüm kentin şivesini, balkonların sesini, saçlarımızın şeklini, “aşığa giden yolu uzat” diyor sokaklar, “aşk a giden yolu kısaltmak istersen”. ben ancak, eve giden yolu uzatabiliyorum, aslında yol hep aynı da ayaklarımı kısaltıyorum.

Aynaya ne kadar sık bakarsan kendini o kadar az tanırsın, yola ne kadar sık bakarsan o kadar az yol alırsın..

Çarşamba, Ocak 17, 2007

konuk şair

Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı.
Gözlerin hani?

AHMET ARİF

Pazartesi, Ocak 15, 2007

Yolu sevmek

Otobüs yolculuklarında sigara içirtmezler.
Eğer tiryakiyseniz, uzun süren yolculuklarda bu sigara içememe düşüncesi sabit bir fikir halini alır.
Kavuşamama duygusu tüm dikkatinizi sigara içebileceğiniz o ana kilitler.
Başka bir şey düşünemez olursunuz, dakikaları sayarsınız, zaman geçmek bitmez, gözünüzü ön taraftaki saatten alamazsınız.
Ne etrafınıza bakabilirsiniz, ne bir şey okuyabilirsiniz, ne sohbet edebilirsiniz varsa yoksa saate bakar dakikaları sayarsınız. Yol bir türlü bitmek bilmez.

Oysa eğer saate bakmatan vazgeçer, " elbet bi ara varınca içerim" diye düşünüp camdan dışarı bakabilirseniz, yol boyu tarlaları, köyleri, ağaçları, insanları ve bunların geçirdikleri değişimleri görürsünüz. Manzarın tadına varırsınız.
Kendinizle başbaşa kalır duygularınızın ve hayatın dingin bir değerlendirmesini yaparsınız, olaylara ve insanlara farklı bi açıdan bakabilme fırsatını yakalarsınız ya da yanınızdakiyle sohbet eder, yeni bir insan tanımanın zenginliğini yaşarsınız.
Kısacası bazen gideceğiniz yere çabuk varabilmenin sırrı yolu sevebilmekte gizlidir...