Pazartesi, Ekim 23, 2006

su

Bazen biriyle yolunuz kesişir birlikte yürümeye başlarsınız.
Yollardan, tepelerden, patikalardan birlikte geçersiniz.
Etraf yeşil ve sulaktır derelerden kana kana su içersiniz.
Bu sırada yol arkadaşınızla iyice yakınlaşırsınız, bağlanırsınız, konuşmadan anlaşır hale gelirsiniz. Derken yol uzar gider arazi kuraklaşmaya başlar, gitgide kuraklaşır.
Artık dereler yoktur, mataranızdaki su bitmiştir ve yol arkadaşınızın matarasında da ikinize yetecek kadar su yoktur. İyice susamaya başlarsınız, ama yol arkadaşınız o yolda gitmeye ısrarlıdır. Ayaklarınız sürümeye başlar ama yol arkadaşınızı bırakmak istemezsiniz, kendinizi ona borçlu hissedersiniz, vicdan azabı duyarsınız, sürekli "yola devam", "yola devam" diye sayıklarsınız.
Bir süre sonra su buldum zannedersiniz, oysa sadece serap görmüşsünüzdür.
Susuzluk dayanılmaz bir hal almıştır. Bir karar vermek zorunda kalırsınız, ya yola devam edip susuzluktan ölecek, ya da yol ayrımında farklı yöne gidip su bulacaksınızdır.
Böyle durumlarda yol arkadaşına yolda geçirilen güzel anlar, sıcak sohbetler, paylaşımlar için teşekkür etmek ve minnettarlık duymak, ama öteki yolu seçmek gerekir.

Çünkü hayat susuz geçmez!

Çarşamba, Ekim 11, 2006

girdik bi alamete

Bi girizgah yapmak gerekise;

İş bu blog sahibi 28 yaşındadır, hayat şartları gereği reklamcıdır, asosyaldir ama mecburen çok sosyal çevrelerde gezer, düşünmeyi, düşünmeyi ve düşünmeyi gereksiz yere çok sever, bazen saçma sapan şeyler gelir aklına, bazen fikirler, bazen bi kampanya fikri, sonuçta geyiği boldur.
İş bu mecrayıda suya bi taş atalım belki kıyıda bi yerlerden dalgası bize geri döner, dalgada kendi aksimizi görürüz amacıyla açmıştır.

Uğurlu, kademli olsun