Bir zamanlar beyaz, yabani bir dişi taklacı güvercinle, kahverengi evcil, erkek bir şehir kumrusu varmış.
Kumru bir gün güvercini görmüş, duruşundan, bakışından, kanatlarını çırpışından ve kabarışından çok etkilenmiş. Hemen gidip konuşmak, tanışmak istemiş.
Bir süre uzaktan konuşmuşlar, görmüşlerki o kadar da farklı değiller birbirlerinin özlemlerini, hasretlerini anlıyolar, konuşabiliyorlar, ikisi de aynı oranda kuş beyinli değil zeki, muhabbet koyulaşmış.
Çok şey paylaşmışlar. Bunun üzerine kumru cesaretlenmiş, evcil bir yapıda olduğundan taklacı güvercinin yakınına gitmek, ona düşündüklerini söylemek, güzel şeyler söylemek istemiş.
Ama taklacı güvercin yabaniymiş bir kere, kumru ne kadar yaklaşmaya çalışsa da, kumrunun söyledikleri ne kadar hoşuna gidip tüylerini kabartsa da, ustaca bir takla atarak yaklaşır gibi gözüküp aynı derecede uzaklaşıyormuş.
Çünkü ürkekmiş aslında, yabaniymiş, incinmekten korkuyomuş.
Aslında belki o da kumruya yaklaşmak istiyormuş ama takla atmaya o kadar alışmış ki, istemeden, düşünmeden ve farkında olmadan yapıyormuş bunu.
Çünkü bildiği tek davranış kalıbı buymuş. Otomatikmiş.
Kumru bunun farkına varmış varmasına ve onu ürkütmemek ve boğmamak için uzak durması gerektiğini de anlamış ama o da bunu yapamıyormuş.
Çünkü o da evcil yetiştirilmiş, samimiymiş, sokulganmış, uzaktan uzağa, hayvansı çiftleşme adetlerini bilmezmiş.
Ne kadar yalnış olduğunu bilse de kendini engelleyemiyor, güzel şeyler şöyleyip yaklaşmaktan alıkoyamıyormuş kendini. Çünkü onun da bildiği tek davranış kalıbı buymuş. Bu davranış da otomatikmiş.
Gel zaman git zaman, artık ben deyim 3 vakit, siz deyin 5 vakit sonra kumru yorulmaya başlamış. Taklacı güvercine hala güzel şeyler şöylüyor ve o kabarınca hala üzerine gitmekten alıkoyamıyomuş kendini ama artık bunu daha yorgun daha isteksiz ve daha seyrek yapıyormuş.
En sonunda gücü kalmamış, tükenmiş.
Ve bir de bakmışlar ki ikisi de alıştıkları davranış kalıbını değiştirip, şekle değil öze bakıp, gerçek bir şeyler yaşayacak kadar cesaretli olamadıkları için ve ne kadar kuşbeyinli olduklarının farkına varamadıkları için, çok güzel bir şansı, yepyeni, nadide, yabaniliğin özgürlüğü ile şehrin asaletini birleştiren asil bir güvercin türü yaratma şansını sonsoza kadar kaybetmişler.
Gökten 3 elma düşmüş, kimse yiyememiş. Kurtlanmış...