Çarşamba, Kasım 22, 2006

ağaçlar ve tomurcuklar

Eğer insanoğlu bir ağaca benziyorsa, çevresindeki özel insanlarda onun gövdesinden çıkan, onun bir parçası olan ve zamanla onunla birlikte uzayıp büyümüş dallardır herhalde.

Fakat her zaman yaz meltemleri esmez bu ağacın tepesinde.
Bazen bir fırtına kopar, rüzgar ağacı ve dalları savurur, şimşekler çakar ve bir yıldırım en köklü, en büyük, en bi parça dalınızı koparıp uzaklara fırlatır.
Ağaç yaralanmıştır bir kere, dalın koptuğu yerden ağacın kanayan gövdesi gözükür, kıymık kıymıktır orası, henüz yeşil ve ıslaktır. Çok acır ağacın canı.

Derken mevsimler geçer. Ağacın gövdesi kabuk değiştirmeye başlar. Yeni ve taze bir kabuk kaplar dalın koptuğu yerin üstünü, yaranın izi de hala belirgindir ama.

Ve nihayet bahar gelir. Yarayı kaplayan kabuk yavaş yavaş çatlar.
Bir bakarız ki yemyeşil bir dal parçası boynunu uzatmakta eski yara izinden dışarı doğru.
Zaman geçer, dal büyür.
Yaz gelir, dalın üstünde tomurcuklar çıkar. Tomurcuklar patlar ve çiçeklere bezenir dal ve ağaç.

Her eksilme bir çoğalmayla gider aslında.
Yaralı ağacın, yarasının kabuk bağlayıp tomurcuk vermesi dileğiyle...

Perşembe, Kasım 09, 2006

ilişki sarkacı

İsimler hayatımızda son derece belirleyici rol oynuyor. Bir şeyi isimlendirirken aslında pek çok şeyi dışarıda bırakıyoruz ve isimlendirdiğimiz şeyin içeriğini koyduğumuz isim doğrultusunda belirliyoruz.

İlişkilerde de böyle aslında. Bir insanla olan herhangi tür bir ilişkiyi isimlendirdiğimiz zaman onu aslında isimlendirdiğimiz türden beklenilen kalıplar içine hapsetmiş oluyoruz. İlişki içerisindeki davranışların da o kalıplar doğrultusunda olmasını bekliyoruz.

Oysa ilişkilerin salınıma ihtiyacı vardır. Tıpkı bir sarkaçın sağa sola giderek kendi devinimini bulması gibi ilişkilerde süreç içinde kendi doğasını yaratır, ve bu bir kalıpla isimlendirmenin çok ötesinde bir zenginlik taşır.

Öte yandan bir ilişkiyi tamamen isimsiz bırakmak da doğru değildir. Çünkü nasıl her sarkacın asıldığı sabit bir nokta varsa ve o nokta sarkacın zaman içinde oluşan deviniminin çapını belirliyorsa, ilişkilerinde bir sabit noktaya, bir devinim rotasına ihtiyacı vardır.

İşte zaman içinde isimlendirmemiz gereken ilişkinin içsel doğası değil, o sabit noktadır.
Aksi taksirde nasıl sabit noktası olmayan sarkaç, rotasında durmaz fırlar ve bir yerlere çarpıp düşerse, ilişki de rotasından çıkar sağa sola savrulur ve en sonunda bir yerlere toslar.

Sözün özü, bir ilişkinin iç doğasını kalıplara sıkıştırıp isimlendirmekte acele etmeyin ama güzergahını isimlendirmekte çok da fazla gecikmeyin, yoksa elinizden kayar gider.